Viyana merkezli Küresel Diyalog ve İşbirliği Merkezi’nin (Center for Global Dialogue and Cooperation) (CGDC) 2. Yıllık Toplantısı ABD’nin 42. Başkanı Bill Clinton’un yönetiminde devam ediyor.
Dünyanın değişik ülkelerinden seçkin konuşmacıların katıldığı toplantının Üçüncü gününde Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Begümhan Doğan Faralyalı da bir konuşma yaptı ve ardından Alman N-TV Televizyonunun CEO’su Hans Demmel’in yönettiği panele konuk oldu.
Panelde H.E. İlir Meta (Arnavutluk’un 1999 – 2002 dönemi Başbakanı), Hıristiyan ANGERMAYER (Angermayer, Brumm & Lange Grubu (ABL Grup, Co-CEO’su), Ingrid DELTENRE, (Avrupa Yayın Birliği (EBU), Yönetmeni) Begümhan DOĞAN FARALYALI ( Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı), Dr Claus RAIDL (Avusturya Merkez Bankası Başkanı), Duma Gideon BOKO (Karadağ Ulusal Cephe’nin Başkanı) ve Gail M. ROMERO ( MBA Uluslararası Kadınlar, CEO’su) dünya medyasını tartıştılar.
Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Begümhan Doğan Faralyalı: “SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA VE İNSANİ GELİŞİM ÖZGÜR VE DEMOKRATİK BİR ORTAM İSTER”
Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Begümhan Doğan Faralyalı , Viyana merkezli Küresel Diyalog ve İşbirliği Merkezi’nin (Center for Global Dialogue and Cooperation) (CGDC) 2. Yıllık Toplantısı’nda bir konuşma yaparak, sürdürülebilir kalkınma için demokratik ortamın önemini vurguladı ve demokrasi ile özgür medyayı “Siyam İkizleri”ni benzetti.
CGDC’nin ylıllık toplantısının ikinci gününde, “Demokrasi ve Ekonomik Güç” konulu panelde konuşan Begümhan DoğanFaralyalı, demokrasinin sadece hükümetlerin seçilme biçimine bakarak tanımlanamayacağını, bağımsız ve özgür bir medya ile düşünce ve inanç özgürlüğü olmadığı sürece gerçek demokrasiden bahsedilemeyeceğini vurguladı. Faralyalı; gerçek demokrasi için medyanın kamuoyunu bilgilendirme, politikacılar ve diğer toplum kesimleri için iletişim platformu oluşturma, tartışma ve yorumlara ev sahipliği yaparak bireylerin fikir geliştirmesine hizmet etme, yolsuzlukları açığa çıkarma gibi işlevlerini yerine getirmesinin hayati önem taşıdığını hatırlattı. Medyada çoğulculuk ve çeşitliliğin korunmasının demokrasiyi besleyen sağlıklı bilgi alışverişi için şart olduğunun altını çizen Faralyalı, internet ve mobil teknolojiler ile ortaya çıkan yeni medyanın, güvenilirlik sorununu henüz aşmamış olsa da, demokrasinin yayılmasını hızlandırdığını ve daha da hızlandıracağını söyledi. Faralyalı konuşmasını şu sözlerle noktaladı: “20. yy’ın ikinci yarısında liberal düşünce, ekonomik gelişimin ancak demokrasi ile mümkün olduğunu savunurdu; ama bugün bir yanda otoriter şekilde yönetilmesine rağmen ekonomik olarak güçlü ülkeleri, diğer yanda ekonomisi zor durumda olan ileri demokrasileri görebiliyoruz. Bu bağlamda Avrupa’daki son ekonomik çalkantı, demokrasinin işlevi hakkında şüpheler uyandırsa da, ben sürdürülebilir ekonomik kalkınma ve insani gelişimin sadece özgür bir ortamda serpileceğine inanıyorum. Sorunlarımızın çözümü bireylerin kısıtlanması ile değil, her bireyin karar alma süreçlerine dahil olması ile mümkündür. İnsan haysiyetine yakışan bir toplumu ancak özgür medya ve demokrasi inşa edebilir.”
CLINTON BATI BALKANLARA DİKKAT ÇEKTİ
Toplantıların dün akşamki seansında bir konuşma yapan ABD’nin 42. Başkanı Bill Clinton ” Küresel Diyalog ve İşbirliği Merkezi – CGDC önümüzdeki beş yıl için her yıl Batı Balkan bölgesinden on öğrenciye burs vermeye kararlıdır.” diye başladığı sözlerini, ” Bu burslar yaşamak için farklı dini ve etnik gruplara mensup öğrencilerin etkinleştirmek ve birlikte inceleyeceğiz. Sonuç olarak anladıkları ve kültürel farklılıklara tahammül etme ve açık fikirli, başkaları hakkında liberal olmayı öğreneceksiniz.” şeklinde sürdürdü. Batı Balkanlar’ın farklı etnik ve dini gruplara ait insanlardan oluştuğunun altını çizen Clinton,”. Batı Balkanlar Katolik, Ortodoks Hıristiyanlar ve Müslümanlar yüzyıllarca bir arada yaşamış olan insanların bulunduğu Avrupa’nın tek bölgesidir. Komünizmin çöküşünün ardından, bu farklı gruplar arasında diyalog azaldı. CGDC, katkılarıyla, gençlerin eğitime yatırım yaparak kalıcı ve olumlu bir değişim yapmak ve aralarındaki farklılıkları kucaklamak için bir fırsata dönüştürülebiilir. Bu genç erkek ve kadınların Batı Balkan bölgesinde geleceğin liderleri olacak gibi bu çok önemli ve acil bir konudur.” dedi. CGDC toplantıları 21-22 Mayıs tarihleri arasında yapılacak görüşmelerin ardından sona erecek.
HABER – İHSAN EKİCİ – VİYANA – DHA
Avusturya İçişleri Bakanlığı, ilgili dairelere gönderdiği bir genelge ile Avrupa Adalet Divanı’nın (ABAD) aldığı karar uyarınca sertleştirilmiş yasaların Türklere uygulanmamasını istedi. İçişleri Bakanlığı Hukuk Dairesi Sözcüsü Peter Webinger, “Başka çare yok. Aksi taktirde günümüzü görürüz” dedi. Webinger, ABAD’ın verdiği karar doğrultusunda Türklere dönük sertleştirilmiş yabancılar yasasının uygulanamayacağını ve dil testinin de geçersiz olduğunu belirterek, “Aksi taktirde sadece ülkeye gelebilmek için dava açmayacaklar. Zamanında ülkeye gelmiş olmaları durumunda kaybettikleri paraların da tazmin edilmesini isteyebilirler” dedi.
DAVA NASIL GELİŞTİ?
ABAD ve Avusturya Danıştayı, 2001’de Avusturya’ya iltica eden Türk vatandaşı Murat Dereci’nin davasına baktı. Avusturya vatandaşı bir kadın ile evlenen ve 3 çocuk babası olan Murat Dereci, normal oturma izni isteyince, sertleştirilen yabancılar yasası uyarınca ülkeyi terk etmesi ve Türkiye’den aile birleşimi vizesi için başvurması istendi. Dereci, bunun üzerine mahkemeye başvurdu. İdari davalarda en üst mahkeme olan Danıştay, ABAD’dan görüş sordu. ABAD da, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki sözleşmelere göre, Murat Dereci’nin haklı olduğunu bildirdi. Bunun üzerine Avusturya Danıştayı, Avusturya’nın Avrupa Birliği’ne (AB) üye olduğu 1995’ten itibaren yabancılar yasasında yaptığı bazı değişikliklerin, Türklere uygulanamayacağına karar verdi. Bu karar kapsamında İçişleri Bakanlığı harekete geçip, Türklere dönük uyum sınavı ve dil sınavının uygulanmayacağını bildirdi. Bunun yanı sıra evlilikte 21 yaş sınırı da kaldırılmış oldu.
Avusturya gazetesi Salzburger Nachrichten,Fransa Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası AB Türkiye ilişkilerinde yeni bir canlılık beklendiğini yazdı.
Haber şöyle:
Recep Tayyip Erdoğan beş sene beklemek zorunda kaldı. 2007’den bu yana Türkiye Başbakanı ve Ankara’daki diğer politikacılar, Nicolas Sarkozy’nin sonsuza dek Fransa Cumhurbaşkanı olarak kalmayacağını ve Paris’in Türkiye karşıtı katı tavrının da bir gün değişeceğini vurguladılar. Şimdi zamanı geldi.
Erdoğan, “Sayın Sarkozy artık önceden açıkladığı üzere politikadan çekilecektir. Herhâlde tatil yapar.” diye konuştu. Erdoğan memnuniyetini gizlemek için çok fazla çaba sarf etmedi. Neden çaba sarf etsin ki zaten. Yapılan seçimden sonra Fransa’nın görevinden alınan Cumhurbaşkanı, Türklerin en sevmediği politikacılardan biridir. Erdoğan, François Hollande ile birlikte Türkiye-Fransa ilişkilerinin tamamen farklı bir hâl almasını ümit ediyor.
Özellikle de Türkiye’nin AB katılımı konusunda, çünkü Sarkozy bu hususta Avrupa’daki en büyük engelleyiciydi. Paris, beş müzakere başlığını bloke etti. Şimdi müzakerelere yeni bir canlılık gelebilir.
Diğer taraftan da geçen yıllarda Türkiye’nin AB meselesinde çok fazla gayret göstermesi gerekmemişti. Fransa’nın direncinin, bütün gerçek ilerlemeleri engelleyeceği belliydi. Bunun sonucunda da Türkiye’deki reform canlılığı azaldı ve Brüksel’de de hiç kimse ciddi şekilde katılım adayından yeni demokratik devrimler talep etmedi.
Fransa’daki seçimlerden sonra ikili ilişkilerde bir gecede her şey değişmedi. Hollande da tıpkı Sarkozy gibi, Türklerin Birinci Dünya Savaşı’nda Ermenilere yaptığı soykırımın inkârını cezalandırmayı -ki Türkiye bu düşünceyi sert şekilde eleştiriyor- destekliyor. Gerçi Türk gözlemciler, Hollande’ın şubat ayında Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle durdurulan yasayı birdenbire yeniden gündeme getireceğini düşünmüyorlar. Fakat Ankara hükûmeti bu tartışmanın henüz bitmediğinin farkında. Erdoğan da bunu farkında olduğunu sezdirdi. Türkiye hükûmet lideri, seçim kampanyası döneminde verilen popülist mesajların uygulanan politikaya yansımamasını umduğunu vurguladı.
Avusturya Türkiye’ye yatırım üstüne yatırım yapıyor. Avusturya ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi 2011 yılında 3 Milyar Dolara yaklaştı. Dünyanın bir çok ülkesinde yatırımları olan firmanın ürünlerini H&M, Versace, Marks&Spencer, Ikea, Maisonette, Mavi Jeans, Lacoste, Ungaro ve Mango gibi markalar da kullanıyor.
Avusturyalı elyaf şirketi Lenzing, 2014′e kadar planladığı 1.5 milyar euroluk yatırımın büyük kısmını Türkiye’de gerçekleştireceğini duyurdu.
Kayın ve okaliptüs ağaçlarından elde ettiği selülozla elyaf üreten ve dünyaya satan Avusturyalı global pazar lideri Lenzing’in Türkiye Mümessili Filofibra’nın CEO’su Livio Danisi,“Türkiye’nin yeni teşvik yasasına güveniyoruz” dedi. 2014’e kadar 1.5 milyar euroluk yatırım planlarının büyük kısmını ülkemizde gerçekleştireceklerini ifade etti.
2011′de 2 milyar euro ciro elde eden Lenzing’in, yeni geliştirdiği ürünün tanıtıldığı toplantıda konuşan Lenzing’in Türkiye Mümessili Filofibra’nın CEO’su Livio Danisi Türkiye’ye yapacakları yatırımları ve tekstil pazarını değerlendirdi.
Son 2 yılda Türkiye’deki pazar payını yüzde 25′ten yüzde 35′e çıkardığını ifade eden Danisi Türkiye’nin yıllık 200 bin ton elyaf ithal ettiğini ifade etti. Türkiye’de geçtiğimiz günlerde açıklanan yeni teşvik paketini de çok beğendiklerinin belirten Lenzing Global Pazarlama İletişim Başkanı Christina Kreuzwiese, “Türkiye, krizden bu yana tekstilde çok büyük gelişmeler katetti. Avrupa’da adını duyurmaya başladı ve Çin ile yarışır hale geldi. Burada firmaların ve ülkenin tekstile güveni artıyor. Bizde Türkiye’deki yeni teşvik paketinden çok umutluyuz. Bu yüzden Türkiye 2014 yılına kadar yapacağımız 1,5 milyar Euro’luk yatırım planımızın önde gelen ülkesi konumunda” dedi. Ürünlerini Marks&Spencer, Ikea, Maisonette, Mavi Jeans, H&M,Lacoste, Ungaro, Versace ve Mangogibi markalarının kullandığına değinen Kreuzwiese, “Üretimimizin büyük kısmını Türkiye’ye yaptırıyoruz. Çünkü burada kaliteli ürün ve üretimin yanı sıra Türkler çok çalışkanlar” dedi. Lenzing Grup olarak 2011’de yüzde 45 büyüme gerçekleştirdiklerini söyleyen Christina Kreuzwiese, 2012’de ciro’da yüzde 20, üretimde ise yüzde 10 artışla pazara göre rekor bir hedefleri olduklarını kaydetti. / ekonomihatti
Daha çok Türkiye’de bulunan 400.000 civarındaki yoklama kaçağı ve bakaya durumunda olanları ilgilendiren Bedelli Askerlik müracaatının son 1 ayına girildi.
15 Aralık 2011 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren ve 30 yaşından gün alanların yararlanabildiği Bedelli Askerlik müracaatı 15 Haziran 2012 tarihinde sona eriyor.Tamamı 30.000 Türk Lirası olan ancak 2 taksitle de ödenebilen Bedelli Askerliğe yurtiçinde ve yurtdışında yaşayan bütün Türk vatandaşları başvurabliyor.30.000 Türk Lirasının tamamını ödeyenler temel askerlik vazifesini yapmış sayılıyor ve askerlik yapmıyor.Kanunun yayınlandığı tarihten buyana 22.700 kişin başvuru yaptığı ve bedelin çok yüksek olması nedeniyle beklenen müracaatın olmadığı anlaşıldı.1999 yılında çıkartılan Bedelli Askerlikten 72.000 kişi, 1987 yılında 18.000 kişi ve 1992 yılında ise 35.000 kişi Bedelli Askerlikten yararlanmıştı.
Yurtdışında yaşayan ve en az 3 yıl İşçi,İşveren veya bir meslek mensubu olarak sigortalı çalışanlar ise 10.000.-Euro ödeyerek Dövizle Askerlikten yararlanıyorlar.Onlar da paranın tamamını ödedikleri takdire askere gitmeyerek,askerlik yapmış sayılıyorlar. / Türkonline
![]()
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile Viyana Belediye Başkanı Michael Haeupl, “dostluk ve iş birliği” protokolü imzalayacak.
Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamaya göre, protokol imza töreni, Viyana Belediye Sarayı’nda 22 Mayıs’ta gerçekleştirilecek.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Büyükşehir Belediyesi Dış İlişkiler Dairesi Başkanı Ramazan Kabasakal, birçok ortak özelliği olan iki başkentin de Avrupa Konseyi’nin 4 ödülünü aldığını, ayrıca TBMM gibi önemli yapıların mimarı Prof. Clemens Holzmeister’in de Avusturyalı olduğunu belirtti.
Viyana Belediyesi ile çeşitli sempozyumlar düzenlediklerini hatırlatan Kabasakal, “İmzalanacak protokolle hem kentlerimiz arasındaki teknik iş birlikleri daha yoğun hale gelecek hem de Viyana
Konya’da özel bir şirkette harita mühendisi olarak görev yapan 30 yaşındaki Hasan Hüseyin Ünsal’a, aşırı öksürük şikayetiyle gittiği hastanede, çok ender görülen ve tedavisi bulunmayan IPF (Idiyopatik Pulmoner Fibrozis) adlı akciğer hastalığı teşhisi konuldu. Dışişleri Bakanlığı’nın da devreye girdiği zor sürecin ardından Ünsal’a, 15 gün önce, Avusturya’nın başkenti Viyana’da bulunan akciğerler nakledildi. Emine Ünsal Maybek, tedavisi süren ağabeyinin herşey yolunda giderse Temmuz ayında Türkiye’ye döneceğini söyledi.
Harita mühendisi Hasan Hüseyin Ünsal, 2011 yılının Şubat ayında, bir türlü geçmek bilmeyen öksürme şikayeti nedeniyle Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne giderek muayene oldu. Yapılan tetkiklerde Ünsal’a IPF (akciğerlerin ilerleyici olarak yara dokusuna dönüşmesi) teşhisi konuldu. Ardından hastalığın ilerlemesini durdurmak için kortizon tedavisine başlandı.
Tedavi devam ederken gribal enfeksiyona yakalanan Ünsal’ın hastalığı daha da ilerledi. Oksijen tüpüne bağımlı hale gelen Ünsal, yürüme, el ve ayak hareketleri gibi temel faaliyetlerini yerine getiremez duruma geldi. Uygulanan ilaç tedavisine cevap vermeyen Ünsal’a iyileşmediği için doktorlar tarafından mayıs ayında akciğer nakli olması gerektiği bildirdi.
VİYANA İLE TEMASA GEÇİLDİ
Türkiye’de tedavi imkanı bulamayan Hasan Hüseyin Ünsal’a çift taraflı akciğer nakli yapılması için Viyana’daki AKH Hastanesi ile irtibata geçildi. Ancak, 2011 yılının Temmuz ayına kadar süren yazışmalarda, Türkiye’den hasta kabul edilmediği yanıtı alındı.
SEVİNDİRİCİ HABER GELDİ
Akciğer nakli için tüm ümitlerini yitiren Ünsal’a sevindirici haber ekim ayında Viyana’dan geldi. Viyana AKH Hastanesi’nden Dr. Walter Klepetko, 13 Aralık 2011 tarihinde hastayı görmek istediklerine dair davet mektubunu gönderdi. Oksijen tüpüne bağlı olarak hayatını sürdüren Ünsal ve yakınları, uçakla gittikleri Viyana’da Dr. Walter Klepetko ile yaptıkları görüşmenin sonunda, 2012 yılı itibariyle Türkiye’den hasta kabul edilmeyeceği ve bunun Avrupa’da bulunan Eurotransplant’ın kararı olduğunu bu yüzden de bir hafta içerisinde istenilen 40 bin Euro kaporanın ve tüm tetkiklerin yapılarak Viyana’ya gönderilmesi durumunda Ünsal’ı 2011 yılı nakil listesine alacakları bilgisine ulaştı.
LİSTEYE ALINDI BEKLEMEYE BAŞLADI
Türkiye’ye dönünce hemen Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne yatırılan Hasan Hüseyin Ünsal’ın tüm tetkikleri yapıldı ve SGK tarafından da bir hafta içerisinde istenilen 40 bin Euro’yu Viyana AKH Hastanesi’ne yatırıldı. Ünsal, 26 Aralık 2011 tarihi itibariyle akciğer nakli için listeye alındı.
DIŞİŞLERİ DEVREYE GİRDİ
2012 yılının Şubat ayında Viyana’ya giden evli kardeşi mimar Emine Ünsal Maybek’e yine beklemesi söylendi. Kardeşinin uygun organı Viyana’daki hastanede bekleyebilmesi için Dışişleri Bakanlığı’yla temasa geçen Maybek, Bakan Davutoğlu’nun danışmanı İsmail Küçükbayrak ile görüştü. Viyana’daki Türk Büyükelçiliği’nin devreye girmesi ile 3 Mayıs 2012 tarihinde Viyana AKH Hastanesi’ne kabul edildi.
SADECE 6 SAAT BEKLEDİ
Ambulans uçak ile Viyana’ya giden ve AKH Hastanesi’ne yatırılan Hasan Hüseyin Ünsal uygun akciğerin bulunması için beklemeye başladı. Bekleme süresi ile ilgili belirsizlik devam ederken Ünsal’a hastaneye yattıktan 6 saat sonra uygun akciğer bulundu. Yaklaşık 9 saat süren ameliyatın ardından çift taraflı akciğer nakli yapıldı. Bir hafta yoğun bakım ünitesinde tedavi altında tutulduktan sonra servise alınan Ünsal’ın Viyana AKH Hastanesi’ndeki tedavisi devam ediyor.
YENİDEN ARAMIZA DÖNMESİNİ BEKLİYORUZ
Başarılı bir operasyonun ardından yeniden hayata tutunan Hasan Hüseyin Ünsal’ın kardeşi Emine Ünsal Maybek, ağabeyinin vücudun organa uygumu, fizik tedavi ve diğer birçok test için bir süre daha serviste kalacağını söyledi. Daha sonra ağabeyinin yaklaşık 2 ay fizik tedavi göreceğini ifade eden Maybek, Temmuz ayında ise Türkiye’ye döneceğini belirtti.
BEŞİKTAŞLI FUTBOLCULARDAN MORAL
Bu hastalıkta moralin de çok önemli olduğuna dikkat çeken Maybek, “Ağabeyimin yanından bir gün olsun ayrılmadık. Sürekli destek olduk. Hatta ağabeyim koyu bir Beşiktaş taraftarı olduğu için Beşiktaş Spor Kulübü ile irtibata geçtim ve takımdaki bazı futbolcuların ‘Geçmiş olsun’ mesajlarını videoya kaydedip ağabeyime izlettim. İnşallah ağabeyim iyileşerek yeniden bizim aramıza dönecek” diye konuştu.
Viyana’da faaliyet gösteren Türk Federasyon’a bağlı Selçuklu camii üyeleri ” Bahar kermesi” düzenledi. Kalabalık bir ziyaretçi akınına uğrayan kermes boyunca kaynamış mısır, Erzurum çağ kebabı ve Türk mutfağının seçkin yemekleri misafirlerin beğenisine sunuldu.
Avusturya Türk Federasyon Başkanı Ali Can ” Burada yaşayan vatandaşlarımızı biraraya getirmek, aramızdaki kaynaşmayı pekiştirmek mamacıyla düzenlenen bu kermesi düzenleyenlere teşekkürler. Bundan sonra Ahme Yesevi teşikilatımız ve Avusturya Türk Federasyonu olarak 2 kermes daha düzenleyeceğiz. Bu kermes kültürel bir etkinlik olduğu kadar Avusturyalı komşularımız ile entegrasyonu geliştirmek için de iyi bir fırsat olarak düşünüyorum.” şeklinde konuştu.
Kermes boyunca Selçuklu camii teşkilatı üyesi bayanlar birbirinden leziz hamur işlerini sıcak sıcak misafirlerine ikram ettiler.
Selçuklu Teşkilatı Başkanı Atilla Damar ise ” kermesimixze gelerek bize maddi-manevi destek veren tüm dostlarımıza teşekkür ederim.” dedi.
FİYAT: 40.- Euro
Video süresi: 7 dakika 34 saniye
Video boyutu:343 MB
Video format: mpeg2
Video teknik bilgi: 720X576 – 4:3
GÖRÜNTÜ NOTLARI:
Avusturya Türk Federasyon Başkanı Ali Can Konuşuyor.
Selçuklu Teşkilatı Başkanı Atilla Damar konuşuyor.
Kermesten detaylar.
Erzuru8m çağ kebabı Viyana’da ilk defa misafirlere sunuldu.
Çocuklar da gönüllerince eğlendiler.
Bayanlar gün boyu yaptıkları hamur işlerini satışa sundular.
SELÇUKLU TEŞKİLATI KERMES GÖRÜNTÜLERİNİ SATIN ALMAK İÇİN SOL ÜST TARAFTAKİ BUTONA BAKINIZ.
Avusturya ulusal meclisi, “yolsuzlukla” suçlanan ana muhalefet konumundaki Özgürlükçüler Partisi (FPÖ) lideri Heinz-Christian Strache’nin dokunulmazlığını kaldırdı.
Federal savcılığın talebi üzerine yapılan oylamada 183 üyeli ulusal mecliste koalisyon hükümeti ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPÖ) ve Halk Partisi (ÖVP) ile muhalefetteki Yeşiller Partisi’nin toplam 128 üyesi Strache’nin dokunulmazlığının kaldırılması lehinde oy kullanırken sadece FPÖ’lü 37 üye aleyhte oy kullandı.
Aşırı sağ eğilimli FPÖ lideri Strache, 2006 yılında yapılan seçimlerde parti akademisinin parasını kullanmakla suçlanıyor. Ulusal meclis aynı zamanda FPÖ milletvikili Elmar Podgorschek’in de dokunulmazlığının kaldırılmasına karar verdi. Podgorschek ise Neo Nazilerin düzenlediği baloda yasalara aykırı olarak federal ordunun üniformasını giymekle suçlanıyor.

A Milli takımımızın Münih’ten Avusturya’ya gelişi, otele yerleşmeleri, taraftarın sevgi gösterileri ve Tek.Dir. Abdullah Avcı’nın ilk demecinden oluşan görüntülerimiz online satışa sunulmuştur.
Telefon:+43 676 307 5051 merhaba@avusturya.tv
Merhaba Avusturya 17.Program 1
Merhaba Avusturya 17.Program 2 08 05 2012 tarihli yayinimiz
Sevgili ziyaretçilerimiz,
Geçtiğimiz haftasonu İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin Viyana’ya geldi. Ben de görevim icabı bu ziyareti takip edip haberler yaptım. Ziyaretin İkinci gününde çarşı-pazar gezen bakan Şahin bir Türk lokantasında konuşma yaptı. Hazırladığım haber toplam 2 sayfa idi. Bakan ne yaptı ne konuştu ise objektif ve yorum katmadan haberi yazıp temsilcisi olduğum Doğan Haber Ajansı (DHA) ya geçtim. Tüm ayrıntıları tek tek bildirdim. Hem fotograf hem de video ile bu haberimi destekledim. lokantadaki sohbetden sonra WONDER’de bir toplantı daha vardı. Haberi geçmek üzere ofise geçtim. Haber servise kondu. Bakan Şahin bey Türkiye’de her hafta bir “gaf” yapıyormuş… Benim haberimde geçen 4 satırlık bölümde ” Ihlamur ağacına Çınar ağacı dedi” kısmı bazı medya kuruluşları tarafından manşete taşındı. “Yine yaptı yapacağını” türünden haberler çıktı. Bir çok TV kanalı ve gazeteler yazdığım 2 sayfa haberden sadece bu kısmını kullandılar. Haberler bakana bildirilmiş olacak ki olanlar oldu… Bakan Şahin hıncını benden çıkarttı.
Hatta hiç suçu günahı olmayan İHA muhabiri M. Emin Avcı bile sırf benim yanımda gezdiği için o da bakan Şahin’in kininden nasibini aldı. Bakan bey, WONDER’de yapılan toplantı öncesi beni korumaları aracılığı ile engelledi. Korumalar bana ” DHA giremez. Tüm basın buyursun çeksin ama DHA buraya girmeyecek” dediler. Özgürlüğümü sağlamakla mükellef bir bakan, özgürlüğümü kısıtladı. İsteseydim Avusturya polisi koruması ile görevime devam ederdim. Ancak ülkemin dünya kamuoyunda küçük düşeceğini bildiğim için sesimi çıkartmadım, görev yerini terkettim.
Avusturya Başbakanlığı makamından aldığım basın kartı bana emniyet güçlerinin yardım etmesi zorunluluğu hakkını veriyor. Bu hakkımı kullanıp polisin yardım talebini kabul etseydim (ki polis şefi bana bunu teklif etti)… Avrupa basınındaki haberin özeti muhtemelen şöyle olurdu: ” Türk İçişleri bakanı, Türk gazetecinin görev yapmasını engelledi. Neyseki demokratik Avusturya emniyet güçleri olaya müdahele ederek Türk gazetecinin özgürce görev yapmasını sağladı. Çıkan arbedede bakanın korumalarından 3′ü yaralandı…” Bakan için değil güzel vatanım için bu hakkımı kullanmadım.
Bakan beyin hoşuna gitmeyen habere bakarsanız bu baskıyı hiç de haketmediğimi daha iyi anlarsınız. (HABERİ BURADAN İZLEYEBİLİRSİNİZ) İnşallah bir dahaki ziyarete özgürce çalışabileceğimiz bir devlet adamı gelir. Aksi takdirde basın toplantılarına giderken bu ülkede yasal hakkımı kullanacağım ve yanıma koruma olarak 4 tane Avusturya polisi alacağım. Düşünebiliyormusunuz?..
Bir Türk gazetecisi Türk bakanının toplantısına yanında Avusturya polisinin koruması eşliğinde katılıyor. Bir daha ki bakan ziyaretinde bunu yapmak zorunda kalacağım heralde. Şahsıma yapılan haksızlığa çok kırıldığım için sizlerle paylaşmak istedim. Saygılarımla. İHSAN EKİCİ DOĞAN HABER AJANSI VİYANA MUHABİRİ
